>


otizm postası

1/5/2008 - bir önceki mektuba yanıt (otizm ve hiperaktivite)

Merhabalar Sarp Bey.Öncelikle cevaplarınız için çok teşekkür ederim.Başlangıçta denizin komut alma,göz teması ve seslenince bakmama sorunu vardı.2 yaşındaydı bazı kelimeleri vardı kullanabildiği ama ben ona 2 yaşına kadar süre vermiştim kendimce. Açıkçası ben konuşmamasından ziyade diğer saydığım sorunlar dan ötürü Denizi Dr. götürdüm.Hacettepe Hastanesi ne götürdüm Denver testi yaptırmak istedim. Orada test yapıldı.Yazılan "YGB olabileceği düşünüldü."Testte boncukları küçük şişelere koydu,karalamalar yaptı.Küpleri dizdi ama sonra yıktı, yani test in yarsısnı yaptı yarısını yapamadı...Komut almada problem var dendi...Göz teması sınırlı dendi..Çocuk Ruh Sağlığına götürdüm orada incelediler ve teşhisi Hacettepe Hastanesinin hocaları koydu.Atipik YGB ...
Bu arada Denize işitme testi de yaptırdık oda normal di.Testi yapan kişi yine Hacettepe de bir prof. ve kapıdan çıkarken bize söylediği ,söylenilen şeyi duyduğunda  süreçleyip işleme si biraz geç demişti...Bu arada zararlarını ne kadar anlatsamda Deniz TV özelliklede reklamları çok izledi.Çalışan bir anne olduğum için bu konuya çok müdahale edemedim malesef...
1 yılda çok yol kat ettik gerçekten.Kreş konusuna gelince evet Deniz 3 yaşına kadar aile büyüklerinin yanıda sevgiyle büyüdü ama artık yaşıtlarıyla olmak , onlarla iletişim kurmak , oyunlar oynayarak enerjisini boşaltmak  onun için çok gerekli diye düşünüyorum....
Konuşmaya karşı direnç göstermesine gelince özel eğitim hocalarıda bizde bunun farkındayız...Şöyle bir hava var  denizde siz sorunca değil ben isteyince söylerim...Öyleki bazen söylemek istemediğinde omuz silkiyor.Hayır diyor
Ağız,dil, diş,dudak,yutak bunlarda da herhangibir sorun yok...6 ay anne sütü aldı.Sonrasında da herşeyi yiyen içen bir çocuktu ama bu durum 1-1,5 yaşından sonra değişti.Uzun süreli izinlerimde onun yeme alışkanlıkları çok düzeliyor ama işe başlayınca yeniden yeme sorunları yaşıyoruz.Bu bir kaç kez tecrübeyle denenmiştir..Çorbalar,pilavlar,tavuk,dolma,fındık fıstık mısır bunlar en sevdiği yiyecekler...Eğer yemeklerini yerse kabızlık olmuyor. Ama az yerse ve kuru şeyler yerse kabızlık yaşıyor.Cinsel organıyla oynamıyor ama kendince ona nünü diyor altını açmışsam mutlaka nünü diye gösteriyor.Denizin 6 aylık bir erkek kardeşi daha var umut o doğunca tuvalet eğitimimiz yarım kaldı .tuvaleti biliyor çiş diyor içeri sokuyoruz yapıyormuş gibi davranıyor ellerini yıkıyor ama yapmıyor.Altı bezsiz saatlerce dolaştırıyorum ama ne tuvalete nede ortalığa yapmıyor.Bezini bağladığım anda bezine yapıyor.Sanırım kas kontrolü var ama gerisi yok çözemedim...Uyku sorunumuz hiç olmadı.Bizle yatar bizle kalkar gece çok huzurlu uyur sabah ta çok mutlu uyanır..Her gece yatmadan önce kardeşini öper sabah uyanıncada hemen onun yanına gider onu öper.Kendine kardeşine veya çevreye zarar verici davranışları hiç olmadı...Umarım kardeşi adı gibi Umut olur oğluma Çünkü Deniz iki kelimeyi ilk olarak kardeşini görünce söyledi "cici kadeş"  :)
Evet özel eğitime eksiksiz devam ediyoruz.Ordaki öğretmenlerinin fikirleride çok güzel.Evde de tekrarlar yapıyoruz.Kalabalık yerlerdeyiz sürekli.Ama hepsinden önemlisi onu çok seviyoruz.Sıcak sevgi dolu ve kalabalık bir ailesi var.Umarım diğer ailleler gibi emeklerimizin karşılığını alırız.Bütün çocukların mutlu olması dileğiyle sevgiyle kalın hoşçakalın.Teşekkürler.....


yanıtınız için otizm postası adına teşekkür ederiz
durumunuzun daha çok bir öğrenme bozukluğu olduğuna ben( kendi adıma (sarp bengü) daha çok  yaklaştım,(hafif bir çocukluk nevrozu kokusu  alsam da bu benim alanım değil )dediklerimi yani kaba devinsel gelişim eksikliklerini rededmediğinizi düşünüyorum.
resim yaparken hangi rengi kullandığını doğrusu merak ederiz.....
sevgili denizin daha çok su oyununa, daha çok  harakete daha az baskıya  parmak boyasına ve oyun hamuruna gereksinimi olduğunu
işitsel ayrımlaşmasının az olduğunu dolayısıyla daha çok parmak oynları ve ritmli müziklere gereksinimi olduğunu düşünüyoruz.yemek konusundaki ev disiplinine dikkat çekmeden de edemeyeceğiz tabii......

 

denize sevgiler ve size saygılarımızla

otizm postası adına

sarp bengü

0 YorumYorum yaz!Bağlantı

29/4/2008 - kaba motor gelişimi ve hiperaktivite belirtileri ve otizm tanıları

otizm postasına yine bir mektup var.

bu mektup asılnda  rehabilitasyon merkezlerinde birçok "uzman öğretmenin soramayacağı denli önemli soruları ve yanıtları içeriyor

 

Mektubu yazan veli gerçekten duyargalarını sonuna dek açmış mektubu  tüm olarak okuyup daha sonra irdeleyelim;

Merhabalar sarp bey.
Otizm Postasında yazılarınızı okuyorum verdiğiniz bilgiler için teşekkürler.Benimde 3 yaşında Atipik Otizm tanısı almış bir oğlum var.Yaklaşık 1 yıldır Özel eğitime götürüyoruz.Bu yıl sonbaharda okulların açılmasıyla birlikte kreşe de başlatacağız.Denizle yaşadığımız en büyük problem konuşmaya karşı direnç göstermesi.Hemen hemen bütün nesnelerin ismini biliyor,birşey sorduğumuzda işaret parmağıyla gösteriyor,renkleri biliyor ve söylüyor.Şu sıralarda ekolali başladı.Bazı şeylerinde ilk hecelerini söylüyor.Mesela çorap yerine ço gibi.
-Oyuncaklarıyla oynuyor.Arabalarına minderlerden engeller yapıyor onların altından üstünden geçiriyor.OYUNCAK BEBĞİNE MAMA YEDİRİYOR ÜSTÜNÜ ÖRTÜYOR ARABASINA KOYUP GEZDİRİYOR. Topunu alıp bizimle futbol ve basketbol oynuyor.Oyunu kendi başlayıp bitirebiliyor.Oynarken bizi taklit edebiliyor.Şut çekiyor gol diye bağırıyor veya basket atınca kakket diyor.
-Dışarıda olmayı çok seviyor parkda diğer çocuklarla oynuyor kaydırakta onlarla yarış yapıyor.onları geçmeye çalışıyor.Kendini geçen olursa tutuyor çekiştiriyor.Kızdığımızda gözümüzün içine baka baka aynısını yapıyor.Hatta eğer gülmüşsek yaptığı bişeye aynısını yapıp yüzümüze bakıyor.Markete götürdüğümüzde küçük market arabası alıyor içine kendi peyniri, sütü veya istediği şeyleri alıyor kasaya gidiyor babasının kartını cebinden istiyor şifresi sorulduğunda şifreyi o giriyor eşyaları poşetleyip aldığı arabayı yerine bırakıyor.Yani hayatın oldukça içinde.Özellikle insanları ve çocukları çok seviyor ve onlara sarılmak istiyor.
Bunlar ve bunlar gibi pek çok şeyi var.Ama bunların yanı sıra inanılmaz derecede de hiperaktivitesi var.ÇoK HAREKETLİ, Yemek seçiyor yemek istemediği şeyi ağzından dışarı atıyor.Şaşırtıcı derecede hafıza ya sahip gittiği hiçbir yeri unutmuyor..Birde bazen odanın içinde amaçsızca koşturuyor.
Şuan kafamdaki tek soru denizin bu farklılığı aşıp aşamayacağı.AZ ÇOK SİZE DENİZİ ANLATMAYA ÇALIŞTIM.Bize önerebileceğiniz şeyler olabilirmi.Fikirleriniz almayı çok istiyorum bu konuda.Teşekkürler

Yine başa dönüp girişcümlesine bakalım

Otizm Postasında yazılarınızı okuyorum verdiğiniz bilgiler için teşekkürler.Benimde 3 yaşında Atipik Otizm tanısı almış bir oğlum var.Yaklaşık 1 yıldır Özel eğitime götürüyoruz.Bu yıl sonbaharda okulların açılmasıyla birlikte kreşe de başlatacağız.

Teşhis atipik otizm hangi hastahane ve doktor tarafından konulduğunu merak etmeyen var mı?Ve ardından çocuğumuzun bir yıldır özel eğitime devam ettiğini öğreniyoruz.İlk şüphe neydi doğrusu her eğtimicinin bilmek isteyeceği bir başka yanıt,gelişim geriliği hangi alanlarda vardı en çok rastlanılanr olasılık yalnızca konuşma nedeniyle ilk kez şüphelenildiğidir.Çoğunlukla böyle olur ama  eğer gelişim geriliği var idiyse denver gelişim tarama ölçütlerine göre nasıl bir profil olduğuna da gereksinimimiz var ince devinsel mi zayıftı kaba mı pisiko sosyal gelişim mi gibi soruları gerçekten bilmemiz gerekiyor.Dil gelişiminin yanı sıra hangi alanların geride olduğunu bilmemiz gerekiyor yine de bunları bilmeden velimizi okuyarak tahminlerimizi sürdürelim.Velimiz çocğumuzdaki gelişim geriliği alanlarından biri olarak sosyal gelişimi ve büyükolasılık en azından bir bağlanma bozukluğu benzeri bir sorunu da görmüş olabilir ki kreş başlama kararını almış

yani dil gelişimi ve sosyal gelişim alanlarındaki geriliği biliyoruz

devam edilim mektuba

Denizle yaşadığımız en büyük problem konuşmaya karşı direnç göstermesi.Hemen hemen bütün nesnelerin ismini biliyor,birşey sorduğumuzda işaret parmağıyla gösteriyor,renkleri biliyor ve söylüyor.Şu sıralarda ekolali başladı

Konuşmaya direnç gösterildiği gibi bir tanımla karşılayoruz."direnç" yorumu sanki biraz kişisel bir yorum havası veriyor .Çünkü nesnelerin ismini bildiği,işiterek onların ne olduğunu anladığı ve ince devinsel gelişimini gösterere işaret ettiği yani davranış dile de kullandığını gösteriyor kolların kalabildiğine göre ve amaçlı bir işaret parmağı ile gösterme olduğuna göre,dil gelişiminndeki diğer ögelerden biri olan  ağızla ilgili   motor      gelişimin nasıl    oduğunu ve nasıl bir ilk beslenme yaşadığını bilmemiz gerekiyor.

ama kaba devinsel gelişim sorunları motor koordinasyon şüphesi önde geliyor

diğer bir olasılık hiperlali gibi dEHB nin öğrenme bozukları bölümü

Ekolali çalışmalarla giderilebilecek bir olgudur ama vokalizasyon öncesi davranışlarla başlar sona sözele geçer her şekilde giderillebilecek bir yapıdır.

Bazı şeylerinde ilk hecelerini söylüyor.Mesela çorap yerine ço gibi.
-Oyuncaklarıyla oynuyor.Arabalarına minderlerden engeller yapıyor onların altından üstünden geçiriyor.OYUNCAK BEBĞİNE MAMA YEDİRİYOR ÜSTÜNÜ ÖRTÜYOR ARABASINA KOYUP GEZDİRİYOR. Topunu alıp bizimle futbol ve basketbol oynuyor.Oyunu kendi başlayıp bitirebiliyor.Oynarken bizi taklit edebiliyor.Şut çekiyor gol diye bağırıyor veya basket atınca kakket diyor.

Bazı şeylerin ilk hecelerini söylemesi gerisinin gelmemesi gerek rim sorunlarını gerekse ince devinselle kaba devinsel koordinasyonun zayflığını gösteriyor

çocuğun mama yedirme ve diğer sosyal aktivitileri taklidi sağlıkı bir ruhsal yapıyı gösteriyor yeni de tuvalet gelişiminin düzeyeni uyku durumunu bilmimiz gerekiyor

Basket yerine kakket demesi,nispeten sağlıklı da olsa daha gırtlaktan K nın  B nin çokmaması yine oğlumuzun hareket gereksinimini açıklıyor.Tabii bu haliyle çalıştırılması gereken alan belli olunca durum umut verici oluyor

Dışarıda olmayı çok seviyor parkda diğer çocuklarla oynuyor kaydırakta onlarla yarış yapıyor.onları geçmeye çalışıyor.Kendini geçen olursa tutuyor çekiştiriyor.Kızdığımızda gözümüzün içine baka baka aynısını yapıyor.Hatta eğer gülmüşsek yaptığı bişeye aynısını yapıp yüzümüze bakıyor.Markete götürdüğümüzde küçük market arabası alıyor içine kendi peyniri, sütü veya istediği şeyleri alıyor kasaya gidiyor babasının kartını cebinden istiyor şifresi sorulduğunda şifreyi o giriyor eşyaları poşetleyip aldığı arabayı yerine bırakıyor.Yani hayatın oldukça içinde.Özellikle insanları ve çocukları çok seviyor ve onlara sarılmak istiyor.

Anlattığınız kadarıyla çok sevimli ve yaşının çocuğu streotipiler den söz etmediğinize göre su alanlarda sorun yok gayet iyi

Bunlar ve bunlar gibi pek çok şeyi var.Ama bunların yanı sıra inanılmaz derecede de hiperaktivitesi var.ÇoK HAREKETLİ,

evet hareket gereksiniminin olduğu belli doğrusu yedikleri şeylerin de kalorili olduğunu ve beslenme eğitimine -düzenine  gereksinim olduğunu düşünmek mümkün.Hareket gereksinimini yani performanslı yürüyüşleri dil gelişimi için gerekli dil ve ağız egzersizlerini yani ağızla ilgili pisikomotor çalışmaları ve devinsel gelişimdeki gerilikleri kapatmanız gereği aşırı hareketle açıklanıyor

Hareket gereksinimi yerine getirilmiş hiperaktivitede konuşma (vokalizasyonun önemli bir bölümü aktive olur geriye ritm çalışmaları ve diğer ayrımlaşma çalışmaları devreye girer bu aktivite aynı zamanda Bir Dehb türü olan konuşma güçlüğü anlamını getiren hiper laliyi de işaretliyor olabilir bu durum için tüm ince kaba devinsel yapıya ve ayrımlaşma yapısına bakmak gerekir

seçtiği yemekleri tahmin edebiliyoruz:) Kıtır ses çıkaranlar da vardır aralarında .Tabii bu seçim kabızlık gibi bir şüpheyi dolayısıyla cinsel organı ile oynayı oynamadığı sorusunu hatta poposuyla oynayıp oynamadığı sorusunu da akla getiriyor(nerdeeen nereye diyeceksiniz ama böyle . az önce net hatları sayesinde uçan yazımda bu ayrıntıları da yazmıştım ama şimdi yazmakla yetiniyorum)

Beslenme düzeni  tuvalet düzeni yani metabilozma üztüne uyku düzeni de girdiğinde ruh saılığının ana hatlarını görüyoruz demektir.

bu nedenle beslerme düzeni sağlamanız sizin eğitimsel yaklaşımınızı da sergiliyorBu konu asılnda velileimizin en çok direndiği ve anlaşma sağlandığında başarılı olabileceğimiz bir konudur

Şuan kafamdaki tek soru denizin bu farklılığı aşıp aşamayacağı.AZ ÇOK SİZE DENİZİ ANLATMAYA ÇALIŞTIM.Bize önerebileceğiniz şeyler olabilirmi.Fikirleriniz almayı çok istiyorum bu konuda.Teşekkürler

Elbette çocuğunuzun ruhsal sorunlar yaşamadığını belirtmeye çalışmışsınız eğer böyleyse kaba devinsel gelişimini hareket gereksinimini ve ve hareket gereksiniminin karşılanamaması sorununu ,eğitimsel konulardaki disiplini yerine getirirseniz sorun çözülecek gibi görülüyor

Bir diğer şüphe de DEHB alanına giriyor ki bu da ayrıntılı bir çalışmaya girildiğinde tanımlanabilir ve üstesinden gelinebilir

Otizmin belirtisi zayılan birçok öğenin (göz teması sorunları işitsel ayrımlaşma sorunları gibi DEHB de görülebildiğini de unutmamalı ve paniğe de kapılmamalıyız

bizlere sorduğunuz için eğitim camiası adına teşekkür ederiz

otizm postası

 

 

 

 

 

 

 

 

 



 

0 YorumYorum yaz!Bağlantı

27/4/2008 - anadil ve iki dillilik 1....

Cumhuriyet 27.04.2008

Anadil ve Anadili

Eğitim dili, tüm ülkelerde, temsil yeteneği olan resmi dille yapılır. Örneğin, Anglelarla (İngiliz) tarihleri boyunca kavga eden İrlandalılar, bağımsız cumhuriyetlerinde bile İngilizce eğitim yaparlar. Çocuk, dışarıda İrlandaca (Irish) konuşur, ama okulda İngilizce. Unutmayalım, dil, gerçekliği yeniden oluşturur.

Vecihi TİMUROĞLU

Dil, ilkel toplumdan en gelişmiş topluma değin her insanın düşüncesini anlattığı toplumsal bir yapıdır. İnsanın ekinsel ve bilimsel donanımının bir parçasıdır. Bu donanımın en belirgin parçası da “anadili” dir. Anadilinin ne değin önemli olduğu, Carmichael’ le çalışma arkadaşlarının çalışmalarında, deneysel olarak kanıtlanmıştır (bkz. Manuel de Psychologie de l’enfant, v. II, p. 887, P. U. F. 1952). Bu elkitabı (manuel), çocukların konuşmaya başlamaları üzerine değerli çalışmaları da içeriyor. Çocukların konuşmaları üzerine çalışma yapan D. Maccarty ‘nin bulguları çok önemlidir. D. Maccarty, en erkencilerin “kız çocuklar” olduğunu gözlemlemiş. En önemlisi de yetimhanelerden ve kurumlardan gelen çocukların en geç konuştuklarını saptamasıdır.

Bu çalışma, ailenin, insanın ekinsel donanımında ne değin önemli olduğunu gösteriyor. Ben, çocuk yuvalarındaki yavruların göz dillerinin, mimiklerinin bile nasıl ürkek ve çekingen olduğunu, acılarla gözlemlemişimdir. Dil, düşüncenin kendisidir. Gözlerin diliyse, insanın iç düşüncesinin yansısıdır. Ancak düşünce dil durumuna gelince, artık düşüncenin yasalarını yansıtmaz. Dilin yasaları, düşüncenin yasalarından ayrıdır. Düşünce, güç ve karmaşık bir durumla ya da sorunla karşılaştığında, kendiliğinden, evrensel amacı en iyi yansıtan “dil” e yönelir. Bu da “anadili” dir. Alain ‘in söylediği gibi, anlağın (zihin) tüm olanakları dile mahkûmdur. Dil, gerçekliği yeniden oluşturur. Öncelikle, eğitim ve öğretim izlencelerinde dilin bu işlevi etkin biçimde ortaya çıkar.

“Eğitim ve öğretim anadille yapılmalıdır.” Bu önermedeki “anadil” kavramı, dilbilimine aykırı bir kavramdır. Çünkü “anadil” kavramıyla “anadili” kavramı birbirinden çok farklıdır. “Anadil” (Fr. langue mère), kendisinden bir ya da birçok dilin türediği “kök dil” dir. E. Sapir , “Le langage” adlı yapıtında, ekin ışığının yayılmasında başrolü oynayan beş dil olduğunu yazıyor: Eski Çince, Sanskritçe, Arapça, Grekçe ve Latince (bkz. agy, p. 191). Ekin ışığının yayılmasında bu diller değin rol oynamamasına karşın Türkçe de bir “anadil” dir. Estonca, Kırgızca, Uygurca, Kazakça vb. dillerin kök dili Türkçedir. “Anadili” (Fr. langue maternelle) insanın içinde doğup büyüdüğü toplumda, ailede öğrendiği dildir (bkz. Berke Vardar ve arkadaşları, Dilbilim ve Dilbilgisi Terimleri Sözlüğü, Türk Dil Kurumu Yayınları, 1980, Ankara). Anadili bilinci, toplumun ekinsel varlığını ve dilini, yabancı ekinlere ve dillere karşı korur.

Anadil tektir

Anadil (langue mère), bir kimse için öğrenime bağlıdır ve tektir. Ancak, “anadili” (langue maternelle) için durum farklıdır. İnsan, ikidilli de (bileng) olabilir. İlk çocukluktan başlayarak iki dilli ya da daha çok dilli (poliglot) yetişebilir. Aile içinde ve çevresinde, iki dili birden kılgılı (pratik) olarak öğrenir. Böyle insanlar, çocukluklarından başlayarak iki ya da daha çok dili kullanırlar. Çocukların ikidilliliği, ailesel olabileceği gibi, aile dışı da olabilir.

Tek dilli (unileng) bir ailenin çocuğu, aile dışı ilişkilerinde, ikinci bir dili kullanmak durumunda kalabilir.

Örneğin bir Türk çocuğu, uzak çevresinde alışveriş yaparken zorunlu olarak Zazaca, Çerkezce ya da başka bir dili öğrenebilir. Ayrıca aile içinde de ikinci bir dili kullanabilir.

Örneğin Diyarbakırlı bir ailenin çocuğu, doğumundan başlayarak Türkçeyi ve Kürtçeyi birlikte kullanabilir. Hem de aile içinde. Bir de okulda ikidillilik söz konusudur. Örneğin, Almanya’ya göç etmiş bir Türk ailesinin çocuğu, aile içinde ve çevresinde Türkçe konuşurken okulda Almanca konuşur. Demek, ikidillilik birçok durumda oluşabilir.

Ancak ailede fark gözetilmeksizin kullanılan iki anadili ikidillilikten farklıdır. Anadili, başka bilgilerin öğrenilmesinde güçlük çıkarmaz, oysa öbür iki durum, çocukta ruhsal sarsıntı yaratabilir. Çünkü ulusal bütünlük içinde oluşan ikidillilik, farklı iki düşünce dizgesi arasında “gidip gelme” yaratmaz, ama Atina’da doğup büyümüş bir çocuk, Türkiye’ye geldiğinde, okulda iki ayrı düşünce dizgesi arasında -Yunanca ve Türkçe- gidip gelir. Ulus toplumunun iki anadilili doğmuş çocuğu için eğitimde uyumsuzluk söz konusu değildir. Böyle bir güçlük, eğitimin yetersizliğinden kaynaklanır. Bu yüzden, ulus toplumunun eğitim dili parçalanamaz. İki anadilinden temsil yeteneği olanı, eğitim dili olur. Çünkü, o anadili, yüzlerce yıl, toplumun devlet dili olmuş, ekinsel ve bilimsel birikimini sağlamıştır. Alevi Kürt, hiçbir zaman, Kürtçe “gülbeng” okumaz. Dede, cemde Kürtçe öğütler verir, ama sazı eline aldığında, Türkçe gülbeng okur. Çünkü onun yaşam biçimini, inanç dizgesini temsil eden dil Türkçedir. İkinci “anadili” , kaynağında, yüzlerce yıl, eğitim ve öğretim kurumlarında temsil edilmediğinden, türkülerini bile ortak söylemişlerdir. İkinci anadilinde, önemli bir şair yetişememiştir.

Osmanlı‘nın ekinsel baskısı olmamasına karşın Nefî , şiirini Osmanlıca yazmıştır. Osmanlı‘nın kendisi de Türkçeye hor bakmıştır, ama Türkçe, Anadolu’da temsil yeteneğini sürdürmüştür. Tarihsel gelişme yasalarının zorunlu gelişmesinin sonucudur bu. Tarihin zoru da yadsınamaz. Bu yüzden, Kürtçe eğitim istemi, toplumsal gerçeği yansıtmıyor. Bu ısrar, Kürt halkımıza da zarar veriyor. Eğitimin doğasına ve yapısına aykırı oluyor.

Kürtçe, ikinci “anadili” olarak, isteğe bağlı okutulabilir. Hatta Türk çocukları bile, ikinci anadili olarak Kürtçe öğrenebilirler. Kaldı ki iki anadilili birçok Türk çocuğu vardır. Örneğin, ince bir şair olan İhsan Biçici , iki anadililidir. Birçok iki anadilili Çerkez çocuğu da var ülkemizde. Hatta üç anadilili Çerkez de tanıyorum.

Eğitim dili, tüm ülkelerde, temsil yeteneği olan resmi dille yapılır. Örneğin, Anglelarla (İngiliz) tarihleri boyunca kavga eden İrlandalılar, bağımsız cumhuriyetlerinde bile İngilizce eğitim yaparlar. Çocuk, dışarıda İrlandaca (Irish) konuşur, ama okulda İngilizce. Unutmayalım, dil, gerçekliği yeniden oluşturur.

0 YorumYorum yaz!Bağlantı

14/2/2008 - rehabilitasyon.com. da yayımlanmayan yazı......

Rehabilitasyon merkezlerindeki arkadaşlarımız büyük bir özveriyle devletin onlara verdiği ücretin ancak onda birini alabiliyor.

Birtoplumun aile ve ruh sağlığınının göstergesi olan bir sektörde genç çalışanlar paranın sahibine ulşması için bir aracı haline getiriliyor.Etik sorunlar olduğu biliniyor anacak yine ses çıkmıyor 

 

 

İşveren işçi ilişkisi sonucta paraya dayandığı sürece alış veriş konusu ne olursu olsun sonuç aynı oluyor.

Devlette çalışarak elde edilen iktidarla rehabilitasyon merkezi yürüten hekimler ,paranın kurbanı olmuş memurlar, hepse aynı kuralları kullanıyor

 

Gectiğimiz günlerde Rus mafyasının bir fuhuş çetesi yakalandı, kuralları bir zamanlar çalıştığım bir rehabilitasyon merkezine çok benziyordu

tek farklı kural giyim konusunda

ee olacak o kadar her işyerinin bir giyisisi var haber ve kurallar şöyle

Çetenin elindeki 28 kadın kurtarıldı

İzleme sonucunda şebekenin yabancı kadınlara uyuşturucu temin ettikleri ve köle olarak kullandıkları, kadınlar aracılığıyla müşterilere uyuşturucu sattıkları belirlendi.
13 ayrı adrese düzenlenen operasyonda, çalıştıkları yerlere yakın villalarda tutulan 28 yabancı kadınla birlikte fuhşa teşvik, aracılık, yer temini ve uyuşturucu madde ticareti suçlarına karışan 10 şebeke üyesi yakalandı. Ele geçirilen iki belgede, kadınların köle gibi çalıştırıldığı ortaya çıktı. Türkçe ve Rusça yazılan iki talimatnamede, kızların evde ve çalıştıkları yerlerde uyması gereken kuralların yazılı olduğu belirlendi.


İşte çetenin kuralları

Talimatnamelerdeki kurallardan bazıları şöyle:

  • Müşteriye güler yüz gösterilecek.  :)
  • Personelle duygusal ilişkiye girilmeyecek. :)
  • Müşteriye ev adresi verilmeyecek. :) özel ders yasah
  • Pazar günleri pantolon, diğer günler mini etek giyilecek. ) kravat takılacak ,hanımlar tesettür!
  • Müşteri masasında içkiler 10-15 dakika içinde içilecek. (Süre aşılırsa 1 fiş ceza uygulanacak.) fazla çay içilmezzzz, (... Rehabilitasyon merkezi sahibi F hanımın  kulakları çınlasın)
  • Dükkânda sarhoş olup bağırmak yasak.:) Sinirlenmek yasak 
  • Müşteriden gizli para alınmayacak, aksi takdirde dükkân ve sizin için büyük problem olur.Patrondan habersiz para yasaaah! 
  • Cep telefonu çalışma saatleri içinde kulise bırakılacak. :)
  • Bu maddelere uymayan artistlere madde başına 60 dolar ceza verilecek. :)
  • Haftalık 150 bardak kotasına ulaşana altın verilecek. :) rehabilitasyon merkezlerinde aylık 160 saat üstü( mafia daha insaflı)
  • Performansı iyi olan kıza 2 haftada bir gün izin verilecek. :) bu konduda da mafya daha insaflı
  • Artistin kontratı bittikten sonra müşteriyle yaşaması yasak.(işyerinden ayrılırsanız öğrenci ile ilişiğini kesmeniz gerekir,yoksa vay halinize,doktor bey size öğrenci göndermez:)
  • bu yazı rehabilitasyon .comda yayınlanmaz(rehabilitasyon.com ahlaktan nasibini almamıştır  diyemezsiniz:)
  • onlar namuslu ve işveren haklarına saygılıdır:)
  • telif hakkı ödemeden yayıncılık yapmazlar:) 
  • yaşasın anadolu nun ahlaksız kaplanları!!!

     

  • 3 YorumYorum yaz!Bağlantı

    12/2/2008 - duyu bütünleme,sosyal engeller ve yüzme çalışmaları ergun yazganla söyleşi

    Ergun bey mektubunuze sevindim dikkatimi çeken cümlelerin altına fikirlerimi eklersem daha hızlı yazacağımı sanıyorum

    12.02.2008 :

    Sarp bey farklı gelişim süreçleri yaşayan çocuklarımız belli konularda sizin de vurguladığınız gibi çok yetenekli. Bu yaz Güneş yeni taşındığımız sitenin havuzunda yardım almaksızın yüzmeyi başardı Kullandığı kollukları hep çıkartmak istiyordu Bakıcısını nezaretinde kolluklarını çıkarttı 10 15 metre bata çıka yüzdü. Tek başına havuza atlıyor gene yardım almaksızın havuzdan çıkıyor.

    havuzda duyusal entegrasyon çok kolay sağlanır ellerini kulüç atarak çalıştırma egzersizleri yapın.Kulvar kenarına tutunup sağ tarafınızdan tek elinle size yaslansın ve sağ eliyle kolabildiğince uzağa kulaç attırmaya çalışın.Bu çalışma genel hareki koordinasyonu artıracak ve dil gelişiminde yararını göreceksiniz sağlı sollu kulvar kenarında çalışlabilir
    kollukları çıkarmak istemesi bu anlamda iyi çok çocuk  çıkarmada zorlanır,ellerini aşağdan yüzgeç gibi kullanmasını alışkanlık haline getirmeyin
    sağlı sollu ağırlık kontrolu olan bir salonda elleri yukarı kaldırarak ve ağırlıklarla çalıştırmak da aynı hedeflere ulaşmamızı sağlar

    Tabi ki Güneş'e özgü havuza girerken de küvette yüzdüğü gibi çıplak olmak (mayosuz) istiyor. Site halkı bizim 5-6 yaşındaki oğlumuzdan rahatsız oldular.Ben de oğluma özel mayo tasarlayıp diktirdim(Serbest güreşçilerin mayosundan yaptık)

    duygu yaşı hızla ilerliyor bu sorun çok sürmez
     

    Henüz 3 yaşındayken Uğur Yücel'in bir dizisinin film müziğini ritm kaçırmadan mırıldanıyordu "Daha dün annemizi " Son yazınızda evdeki  aktivetelerin hepsine yürekten katılıyorum.

     
    resmini gösterdiğiniz nesneleri eliyle ritmletin avuçlarını açarak sözgelimi buz do la bı gibi heceleyerek geçin resimleri sectirin
    kollardaki kinezik çalışmalar ve diğer yandan hecelemeniz işitsel ayrımlaştırma da ve anlamada yararlı olacaktır
     

    Biz eve trampolin aldık sallanan koltuk(bambudan) döner kotuklar bunlar çok büyük bütçeler gerektirmiyor. Bunları yapabildiği ölçüde farkındalık artıyor.Oğlumuz konuşmuyor diye bizde baştan çok üzülüyorduk Ama tek başına salıncakta sallanamasa kapıyı açıp kapatamasa çatal kaşık kullanamasa balkondan çıkıp sodayı alıp çekmecenin 3.gözünden açıcağa bulamasa zaten konuşmuş beni mazur görün söylenenleri eko yaparak tekrar etmiş bize göre çok önemli değil sanıyorum Güneş'e haftada bir gün az miktarda şeker çukulata kraker vs şeyler veriyoruz.Evde ne kadar zula varsa onları buluyor emin olun saklarken görmeyeceği yerler seçiyoruz sanıyorum burnu çok iyi koku alıyor.

     
    aşarı koku alma bir çok çocuğumuzda var, şimdilerde göremesemde eski metinlerde otizmin diğer bir adı olarak beş duyu dengesizliği tanımı geçer
    duyuların tam çalışmamasının diğerlerinin kuvvetlenmesine neden olduğuyazılmıştır.

     
     

    Özel eğitim merkezlerindeki eğitimin evdede devam etmesi gerekiyor ama bizim steril(siteler)ortamlarda yaşayan "halıkımız" buraları sanatoryumla karıştırıyor. Ben size daha önceki mesajlarımdada belirmiştim 2003 yılında Florya dan –Teşvikiyeye 2004 -2007 Gayrettepe 2007-2008 maslak darüşafaka her yerde aynı dert çıt çıkmayacak bizim yetiştiğimiz semtler(Eyüp Rami Bakırköy)de yaşayan normal yurdum insanları bu konularda çok daha hoşgörülü daha durumdan anlayan insanlardı Sanıyorum önümüzde bir taşınma daha gözüküyor şehir merkezi dışında müstakil bir ev bakacağız (arıköy İTÜ lelerin kilyos uskumruköyde bir yeri var)Öğretebilmek için Güneş'le inatlaşmamız lazım.

     
    bu konuda çok haklısınız yine eski iç görü müdavimlerinden bir velim soyak olimpia kentte havuzlu bir yer kiraladı.
    Gerçekten kalabalıkta çalışmak çok zor oluyor bu yüzden hep sabah saatlerini secerim
     

    Orda daha sıkı proğram uygulayacağız önümüz yaz her gün koşu kovalamaca oynayacağız Son günlerin modası bizde hayvan barınaklarından Güneş'i anlayacak bir köpek almak istiyoruz.Daha önce teşvikiyede 3ay bir Golden yavrusu deneyimimiz olmuştu apt.dairesinde pek başarılı olamadık.

     
    ben bir köpek sahibi olarakgolden ları çok sevmeme karşın size uygun olduğunu düşünmüyorum
    köpek eğitimi konusunda kitap yazmış biri olarak:) diyebilirim ki evinizin büyüklüğüne göre hayvan alın, hem ekonomik hem de enerji gereksinimini karşılak ,hem de oyunculuk bakımından cocker doggle,ya da biggle cinslerini öneririm ,Benim cockerim artık alıştığı için çocuklar ne yaparsa yapsın kızmıyor ve onlarla çok iyi oynuyor.köpek karşılıklı iletişimde gerzekten çok lyararlı küçük bir köpekten ziyede dediğiniz gibi barınaktan da olabilir isterseniz benim çevremdeki köpek fanatiklerinden bir tane bulabaliriz
      

    Son olarak Tohum Forum sitesi hacklendi benim orda yazıştığım ebeveynlerle sizin sitenizde buluşmayı çok isterim. Umarım bizi okuyorlardır.

    Saygılar Ergun Yazgan

     
    vallahi herzaman beklerim
    yakında kirmizibulut .com uda aktif hale getireceğim bir türlü hakkımızda yazısını bitiremediğim için site kızakta.
    birçok uygulama kitabını da orda ücretsiz olarak yayıma koyacağım
    sevgi ve saygılarımla
     

     
     

    0 YorumYorum yaz!Bağlantı

    <- Son Sayfa • Sonraki Sayfa ->

    Hakkımda

    otizm ve öğrenme bozuklukları üstüne bilgi paylaşım ve rehberlik hattı

    Links

    Ana Sayfa
    Profilim
    Arşiv
    Arkadaşlarım
    e-posta

    Arkadaşlarım

    muzikoman
    kitap
    arastirmaci
    sarp
    raftakiler
    magazincom
    makarakukara
    autism
    otistik
    sofra
    pet
    aktivite
    hart
    meltemer
    sorrahatla
    kokpit
    ilkhayatrehabilitasyon
    beratelik
    cocukbuyuyor
    kendinyapsandahaiyiolur
    kerrar
    sheyla
    sinem70
    siirtilkhayatrehabylty